Eylül yaklaşırken evlerde aynı telaş… Çanta, kıyafet, kırtasiye derken bir de görünmeyen bir hazırlık var: Çocuğun annesinden ayrılmaya hazırlanması.
“Ya ağlarsa?”
“Bensiz durabilir mi?”
“Okula alışabilecek mi?”
Belki de annelerin zihninden geçen en büyük sorular bunlar…
Oysa okulun ilk günü sadece çocuk için değil, anne için de yeni bir başlangıçtır.
Çocuğunuzun elini ilk kez okul kapısında bırakırken aslında ona yalnızca “Hoşça kal” demiyorsunuz. Ona, “Sana güveniyorum, sen bunu başarabilirsin.” Mesajını veriyorsunuz.
İşte tam da bu nedenle okul uyum sürecinde çocuğunuzdan önce kendi duygularınızı hazırlamak gerekiyor.
ÖNCE ANNE SAKİNLEŞMELİ
Çocuklar bizim söylediklerimizden çok, hissettiklerimizi fark eder.
“Okula git, korkacak bir şey yok.” Derken yüzümüzde endişe varsa çocuk o endişeyi hemen yakalar.
Bu yüzden okul başlamadan önce kendi kaygımızı fark edelim. Çocuğumuzun yanında okul hakkında korku ve endişelerimizi büyütmeyelim.
Onun yerine merak uyandıralım:
“Acaba sınıfında hangi oyunları oynayacaksın?”
“Yeni arkadaşlarının isimleri ne olacak?”
“Öğretmeninle neler keşfedeceksiniz?”
VEDALAŞMAYI BİR TÖRENE DÖNÜŞTÜRMEYİN
Çocuk ağladığında geri dönmek, tekrar tekrar sarılmak, kapıda uzun süre beklemek iyi niyetli bir davranış gibi görünse de ayrılığı zorlaştırabilir.
Sevgiyle sarılın.
Gözlerinin içine bakın.
Kısa ve güven veren bir cümle söyleyin:
“Seni seviyorum. Burada güvendesin. Ben seni almaya geleceğim.”
Sonra kararlı bir şekilde ayrılın.
Evde okul provası yapın
Çocuklar bilmedikleri şeylerden daha çok endişe eder.
Evde okul oyunu oynayın.
Bir gün siz öğretmen olun, çocuğunuz öğrenci…
Ertesi gün rolleri değiştirin.
Çantasını nasıl hazırlayacağını, sınıfa nasıl gireceğini, öğretmeninden nasıl yardım isteyebileceğini oyun içinde deneyimlesin.
Çünkü oyun, çocuğun dünyasında küçük bir prova alanıdır.
Ona küçük sorumluluklar verin
“Çantanı ben hazırlayayım.”
“Ne giyeceğine ben karar vereyim.”
Demek yerine bazı seçimleri ona bırakın.
“Yarın hangi tişörtünü giymek istersin?”
“Kalemlerini çantana sen koymak ister misin?”
Küçük seçimler, çocuğun kendine olan güvenini büyütür.
Okuldan çıkınca sorgulamayın
KAPIDA BEKLEYEN ANNE İÇİN EN MERAK EDİLEN SORU BELLİDİR
“Nasıl geçti?”
Ama peş peşe sorular bazen çocuğu yorabilir.
“Ağladın mı?”
“Öğretmenin kızdı mı?”
“Yemek yedin mi?”
“Kimse sana kötü davranmadı değil mi?”
Bunun yerine sadece şunu sorun:
“Bugün seni en çok ne gülümsetti?”
Belki bir arkadaşının söylediği komik bir söz…
Belki öğretmeninin anlattığı bir hikâye…
Belki de sınıftaki kırmızı bir oyuncak.
İşte o küçük güzel ayrıntı, çocuğun okul anılarını olumlu duygularla biriktirmesine yardımcı olur.
Ve lütfen kıyaslamayın!
“Bak, arkadaşın hiç ağlamadı.”
“Sen neden hâlâ alışamadın?”
“Diğer çocuklar çoktan alıştı.”
Bu cümleler çocuğu hızlandırmaz.
Aksine kendisini yetersiz hissetmesine neden olabilir.
Çünkü her çocuğun okul yolu kendine özgüdür.
Kimi koşarak girer sınıfa, kimi annesinin elini biraz daha sıkı tutar.
Kimi bir günde alışır, kimi birkaç haftada…
Önemli olan kimin önce alıştığı değil, çocuğun kendisini güvende hissetmesidir.
Çünkü okul sadece çocuğun sınavı değildir
Bazen okulun ilk günlerinde çocuk ağlar.
Anne de eve dönüp ağlar.
Çocuk annesini özler.
Anne çocuğunu…
Ama zaman geçer.
Bir sabah çocuk kendi çantasını alır.
Bir başka sabah kapıda annesinin elini bırakır.
Sonra bir gün dönüp:
“Anne, bugün beni biraz geç al.” Der.
İşte o cümle geldiğinde anlayacağız ki küçük kalpler büyümeye başlamış.
Sevgili anneler…
Çocuğunuzun elini bırakmak kolay değil.
Ama unutmayın:
Bir çocuğa verilebilecek en büyük güven, onun yerine her şeyi yapmak değil; kendi başına yapabileceğine inandığınızı hissettirmektir.
Okulun ilk günlerinde çocuğunuzun elini tutun.
Kaynak: Yazar Emine Çavuş
