Yetişkin hasta bezi ve mesane pedi markası Canped’in reklam kampanyalarında kullanılan dil ve görseller, yaşlı ve emekli bireyleri genelleyici bir yaklaşımla yansıttığı gerekçesiyle eleştiriliyor. Reklamların, yaşlılığı yalnızca sağlık sorunları ve bakıma muhtaçlık üzerinden ele alması kamuoyunda tartışma yarattı.
REKLAM DİLİNDEN AYRIMCILIĞI TARTIŞMASI
Canped’in “Hayatı kaçırmayın diye, Canped sonuna kadar sizinle!” ve “Risk almayın, Canped alın!” sloganlarıyla öne çıkan reklamlarının, idrar kaçırma sorununu yaşlılık ve emeklilikle özdeşleştirdiği yönünde eleştiriler dile getiriliyor.
Tepkilerin odağında, yıllarca topluma emek vermiş insanların yalnızca sağlık sorunları üzerinden temsil edilmesi bulunuyor. Eleştirilerde, yaşlı ve emekli bireylerin aktif, üretken ve sosyal yaşamın içinde yer alan yönlerinin geri planda bırakıldığı ifade ediliyor.
TEPKİLERİ 8 TEMEL NEDENİ
Canped reklamlarına yönelik eleştiriler sekiz başlıkta toplanıyor:
1. Kalıp yargılar: Yaşlılığın yalnızca hastalık ve bağımlılıkla ilişkilendirilmesi.
2. Empati eksikliği: Sağlık sorunlarının dramatik ve duygusal bir dille sunulması.
3. Sorun odaklı iletişim: Ürünün sağladığı konfor yerine sağlık sorununun ön plana çıkarılması.
4. Yaşlılığın hastalıkla özdeşleştirilmesi: Emeklilik döneminin sürekli bakım ihtiyacı üzerinden anlatılması.
5. Toplumsal rollerin gölgelenmesi: Tecrübeli ve üretken bireylerin yalnızca bakım ihtiyacı olan kişiler gibi gösterilmesi.
6. Damgalanma riski: İdrar kaçırma gibi sağlık sorunlarının utanç duygusuyla ilişkilendirilmesi.
7. Yaş ayrımcılığı: Tüm yaşlıların aynı sağlık sorunlarını yaşadığı izleniminin oluşturulması.
8. Hassasiyet eksikliği: Korku ve risk vurgusunun, hedef kitlenin hassasiyetlerini gözetmeden kullanılması.
REKLAMCILIKTA DAHA SAYGI BİR DİL MÜMKÜN MÜ?
Medikal ve hijyen ürünlerinin tanıtımında kullanılan dilin, tüketicilerin kişilik haklarını ve toplumsal hassasiyetleri gözetmesi gerektiği vurgulanıyor. Eleştirilerin merkezinde, sağlık sorunlarının normalleştirilmesi ve bireylerin onurunu koruyan bir iletişim anlayışının benimsenmesi talebi yer alıyor.
Yaşlılık, tek başına hastalık veya bakıma muhtaçlık anlamına gelmiyor. Emeklilik dönemindeki pek çok insan sosyal yaşamını sürdürüyor, üretiyor, seyahat ediyor ve hobileriyle ilgileniyor. Bu nedenle reklamların, belirli bir sağlık sorununa yönelik ürünleri tanıtırken bütün bir yaş grubunu aynı özelliklerle tanımlamaktan kaçınması gerektiği ifade ediliyor.
Asıl mesele, sağlık ürünlerinin tanıtılması değil; bu ürünler tanıtılırken insanların nasıl temsil edildiği. Markaların, tüketicilerin ihtiyaçlarını anlatırken onların saygınlığını koruyan, kapsayıcı ve empati temelli bir iletişim dili benimsemesi gerektiği yönündeki çağrılar giderek önem kazanıyor.
