Sosyolojik gözlemlerime dayanarak, 22 Aralık 2025’te kaleme aldığım “Z Kuşağı’nda Siyasi Eğilimler” yazı dizimin üçüncü ve son alt başlığında “Sosyalist Hareketlerde Yeniden Yükseliş” konusunu işleyerek bu seriyi noktalıyorum.
Türkiye’de gençlik arasında sosyalist hareketlerin yeniden yükselişi, son yılların en dikkat çekici siyasal dönüşümlerinden biri haline geldi. Özellikle Z kuşağı gençleri, derinleşen ekonomik kriz, kronik işsizlik, güvencesizlik, nepotizm ve adaletsizlik algısının yarattığı öfkeyle sosyalist düşünceye yöneliyor. Bu eğilim, yalnızca marjinal bir sol radikalleşme değil; üniversitelerden liselere, sosyal medyadan sokak eylemlerine kadar geniş bir yelpazede gözlemlenen kitlesel bir arayış.
Ekonomik çöküntü, gençlerin geleceğini doğrudan tehdit ediyor. İstanbul Gençlik Araştırmaları Merkezi’nin 2024’te altı kentte yaptığı kapsamlı araştırmaya göre, gençlerin neredeyse tamamı ekonomik zorluklar nedeniyle “kendini genç hissetmediğini” ifade ediyor. Pandemi sonrası bozulan toplumsal dengeler, artan statü kaygısı ve işe alım süreçlerindeki usulsüzlükler, gençleri sistemin kendilerine sunduğu vaatlerin boş olduğunu görmeye itiyor. Friedrich-Ebert-Stiftung’un Türkiye Gençlik Araştırması 2024 sonuçları da benzer bir tablo çiziyor: Gençler arasında işsizlik, toplumsal eşitsizlik ve gelecek belirsizliği en büyük endişe kaynakları arasında başı çekiyor. Yaşam memnuniyeti ve gelecek beklentileri açısından Türkiye gençliği, Balkan ülkeleri arasında en kötümser grup olarak öne çıkıyor.
Bugün egemen güçler her anlamda yoğun bir saldırı yapıyorlar. 3 yaşındaki çocuktan ortaokul, lise, üniversite öğrencilerine ve okumayan tüm gençlik kesimlerine kadar müthiş bir manipülasyon, algı operasyonu ve psikolojik baskı mekanizması devrede. Çaresizlik, umutsuzluk ve geleceksizlik hissi pompalanarak, içi boşalmış ya da dolmamış, korkak, teslim olmuş, en derin sömürüde bile sesini çıkarmayacak ama dinci-laik diye cilalanmış bir insan tipi yaratılmaya çalışılıyor. Bu tamamen sermayenin istediği bir şey: Geleceğini kaybetmiş, örgütlenemeyen, direnemeyen bir gençlik nesli. Medya, eğitim sistemi, sosyal medya algoritmaları, tüketim kültürü ve ekonomik baskılar bu amaca hizmet ediyor; gençleri yalnızlaştırarak, bireyselleştirerek ve umutsuzluğa sürükleyerek sömürü düzenini kalıcı kılmayı hedefliyor.
Bu koşullar altında sosyalist hareketler, gençler için güçlü bir alternatif sunuyor. Eşitlik, adalet, emeğin değerini savunma ve sömürüye karşı duruş gibi vurgular, gençlerin günlük hayatlarında yaşadıkları haksızlıklarla doğrudan örtüşüyor. Üniversite kampüslerinde devrimci gençlik grupları ve örgütlenmeler, barınma, beslenme, eğitim ücretleri gibi somut talepler etrafında eylemler örgütleyerek dikkat çekiyor.

Bu örgütlenmeler, sosyalist-devrimci gençlik hareketinin öncü unsurlarıdır. Üniversitelerde KYK yurtları, barınma krizi, beslenme sorunları, zamlar, kayyum rektörler, YÖK baskısı, niteliksiz eğitim gibi talepler etrafında ders boykotları, protestolar ve fiili-meşru mücadele yöntemlerini sıkça kullanıyorlar. Özellikle 2025’te yaşanan Mart süreci (19 Mart’ta başlayan öğrenci öncülüğündeki protestolar, polis barikatlarının aşılması, ülke çapında ders boykotları ve eylemler) bu grupların üniversitelerdeki birikimini gösterdi. Bu süreçte ders boykotlarının geniş kesimlere yayılmasında, taleplerin örgütlenmesinde ve gençliğin sokaklara akmasında etkili oldular. Gözaltılar, ev baskınları ve baskılara rağmen mücadele hattını sürdürdüler. Son dönemde anti-emperyalist mücadele, parasız eğitim, burs talepleri, MESEM’li gençlerin iş cinayetlerine karşı kampanyalar, kadın cinayetlerine karşı tutum ve 8 Mart çağrılarıyla aktif kaldılar.
Gençlerin sosyalizme yönelmesinin bir diğer boyutu, parti sadakatinden uzaklaşmaları. Dijital çağın etkisiyle siyasal bilgiyi sosyal medyadan edinen Z kuşağı, ideolojileri değerler üzerinden değerlendiriyor. Cumhuriyetçi değerleri savunma noktasında sosyalistlerle yan yana geldiklerini söyleyen gençlerin sayısı artıyor. Seküler-Kemalist milliyetçilikle sosyalist mücadele arasında zaman zaman kesişmeler yaşanıyor; çünkü her iki akım da hukuksuzluğa, ayrımcılığa ve adaletsizliğe karşı ortak bir tepki üretiyor.

ODTÜ’den Prof. Dr. Özgehan Şenyuva’nın işaret ettiği gibi, orta sınıf krizi, nepotizm ve ekonomik belirsizlik gençleri ait hissedebilecekleri bir kimlik arayışına sürüklüyor. Sosyalizm burada, sadece ekonomik bir program değil; aynı zamanda özgürlük, eşit yurttaşlık ve umut vaat eden bir kurtuluş perspektifi olarak algılanıyor. Üniversiteli gençler arasında “Cumhuriyet değerlerini koruma” motivasyonuyla sosyalist hareketlere yakınlaşanlar sıkça dile getiriliyor.
Elbette bu yükselişin sınırları da var. Sosyalist örgütler hâlâ parçalı ve kitlesel bir sıçrama için yeterli birleşik güce sahip değil. Ancak gençlerin tepkisel ama özgürlükçü arayışı, sosyalist düşüncenin yeniden canlanmasına zemin hazırlıyor. Partilere değil değerlere sadakat gösteren bu nesil, eşitlik ve adalet vurgusuyla sosyalizmi kendi geleceğini kurtarma mücadelesinin parçası haline getiriyor.
Sonuçta, Türkiye’de gençlik siyaseti artık hayatta kalma mücadelesi. Ekonomik yıkım ve adaletsizlik karşısında sosyalist hareketler, gençlere “geleceğe dair umut” vaat eden en güçlü seçeneklerden biri olarak yükseliyor. Bu eğilim, önümüzdeki yıllarda daha da belirginleşecek gibi görünüyor.
Kaynakçalar:
-
Genel gözlem; Bianet adlı sol yayındaki 2024-2025 gençlik hareketi analizleri.
-
İstanbul Gençlik Araştırmaları Merkezi, Milliyetçiliğin Dönüşümü ve Genç Yüzleri (2025), FES desteğiyle.
-
Lüküslü, D. & Uzun, B. (2024). Gençlik Araştırması Türkiye 2024. Friedrich-Ebert-Stiftung.
-
Üniversite eylemleri haberleri (Bianet, Evrensel, 2024-2025)
-
2025 Türkiye protestoları (Wikipedia & BBC Türkçe, Mart-Nisan 2025 haberleri)
-
Gazete İlke, Z Kuşağı’nda Siyasi Eğilimler (2025-2026 makaleleri); BBC Türkçe, “Yeni nesil milliyetçilik” (2025)
-
Şenyuva, Ö. genel akademik çalışmaları

YORUMLAR