Günümüzün yoğun temposunda, iyi niyetle de olsa, çocuklarımızın yükünü hafifletmek adına neredeyse her işi biz üstleniyoruz. Sabah ayakkabılarını bağlayan, okul çantasını hazırlayan, oyuncaklarını toplayan, hatta bazen ödevlerine bile müdahale eden ebeveynler çoğaldı. “Çocuğum yorulmasın, geç kalmasın, üzülmesin” düşüncesi ağır basıyor. Ancak bu fedakârlıkların farkında olmadan yarattığı sonuç çok daha derin: Çocuklar sorumluluğu yaşayarak değil, sadece izleyerek öğreniyor.
Sorumluluk, kelimelerle anlatılarak değil, bizzat deneyimlenerek içselleştirilen bir değerdir. Çocuğa “sorumluluk sahibi ol” demek yetmez; ona sorumluluk alabileceği alanlar açmak gerekir. En etkili yöntem, yaşına uygun, küçük ve yönetilebilir görevlerle başlamaktır.
Mesela:
- Sabah kalktığında yatağını düzeltmek,
- Pijamasını katlayıp koymak,
- Kahvaltı sonrası tabağını mutfağa taşımak,
- Okul çantasını akşamdan hazırlamak,
- Oyun bittikten sonra oyuncaklarını yerine yerleştirmek…
Bu basit adımlar, çocuğa “Ben de yapabiliyorum” duygusunu verir. Başardıkça özgüveni artar, yeni sorumluluklara daha istekli yaklaşır.
Tabii ki her şey her zaman kusursuz ilerlemez. Çocuk unutabilir, üşenebilir ya da “yapmak istemiyorum” diyebilir. İşte tam bu noktada ebeveynin tavrı belirleyici olur. Bağırmak, azarlamak, sürekli eleştirmek yerine sakin bir hatırlatma çok daha etkili: “Bu senin sorumluluğun, hatırlıyor musun?”
Eğer görev yapılmadıysa, doğal sonuçlarıyla yüzleşmesine izin vermek öğreticidir. Çantasını hazırlamayan çocuk ertesi gün defterini unutursa, bunun getirdiği küçük hayal kırıklığı, bağırmaktan bin kat daha kalıcı bir ders olur.
Elbette olumlu davranışları görmezden gelmemek de şart. Küçük bir “Teşekkür ederim, harika yaptın!” cümlesi, içten bir gülümseme ya da “Bugün yatağını çok güzel toplamışsın” demek, çocuğun motivasyonunu katlar. Hatta bazı aileler odasına basit bir “Sorumluluk Panosu” asıp, yapılan her görevi yıldızla işaretlemeyi tercih ediyor. Bu, somut bir başarı hissi yaratıyor.
Unutmayalım: Sorumluluk bir gecede kazanılmaz. Sabır, tutarlılık ve sevgiyle desteklenen küçük alışkanlıklar zamanla köklü bir karaktere dönüşür. Bugün yatağını kendi toplayan, tabağını mutfağa götüren çocuklar; yarın hayatın yükünü taşıyabilecek, bağımsız ve güçlü bireyler olacaktır.
Çocuklarımıza her şeyi hazır sunarak onları korumaya çalışırken, aslında en büyük sorumluluğu onlardan esirgemiş oluyoruz: Kendi hayatlarının sahibi olma sorumluluğunu…

YORUMLAR