Açıklamam
Bu yazı dizisine 22 Aralık 2025 tarihinde Z Kuşağı’nda Siyasi Eğilimler başlığıyla giriş yaptım. Orada gençlikteki genel siyasal eğilimleri –özellikle seküler-Kemalist milliyetçilik, sosyalist mücadele ve yeni nesil milliyetçilik hatlarını– ele aldım. Serinin bu devam yazısında, üçüncü dalga milliyetçilik konusuna odaklanıyorum. Konuya biraz daha derinlemesine kaynak taraması yaparak girdim; çünkü bu dalga, Z kuşağının pandemi sonrası travmaları, ekonomik çöküş algısı ve geleceğe dair kaygılarının duygusal bir yansıması olarak öne çıkıyor. Diğer alt başlıklar (yeni Kemalizm yükselişi, sosyalist eğilimler vb.) da aynı köşede sırayla yer alacak. Şimdiden iyi okumalar dilerim.
Özet
Türkiye’de 2000’li yıllardan itibaren sosyolojik dönüşümler, milliyetçi düşünce alanında belirgin bir kırılma yaratmıştır. Özellikle Z kuşağı gençleri arasında gözlemlenen siyasallaşma, geleneksel milliyetçilikten kopan, seküler ve reaksiyoner karakterli yeni bir milliyetçilik biçimini öne çıkarmaktadır. Bu çalışma, milliyetçilik üzerine araştırmalarıyla tanınan Bahadırhan Dinçarslan‘ın analizlerini temel alarak, güncel Türkiye’de milliyetçiliğin üç ana biçimini incelemekte ve özellikle gençlik kesiminde ortaya çıkan “üçüncü dalga”yı duygusal-refleksif dinamikleri üzerinden değerlendirmektedir. Ampirik veriler, üniversiteler ve liselerdeki yoğun siyasallaşmanın gençleri seküler-Kemalist milliyetçilik ile sosyalist mücadele arasında kutuplaştırdığını; aynı zamanda genel nüfusta milliyetçilik algısının yüksek olduğunu göstermektedir.
Giriş
Milliyetçilik, modern Türkiye’de hem ideolojik hem de sosyolojik bir dönüşüm geçirmektedir. 2000’li yıllardan bu yana kentlileşme, dijitalleşme, ekonomik belirsizlikler ve pandemi gibi faktörler, özellikle genç nesillerin kolektif kimlik algısını yeniden şekillendirmiştir. Bahadırhan Dinçarslan’ın Aralık 2025’te BBC Türkçe’ye verdiği röportajda vurguladığı üzere, bu süreç milliyetçi camiada “yeni bir kırılma” yaratmış ve geleneksel yapıları sarsmıştır. Günümüzde Z kuşağı, siyasal kimliğini sıklıkla “reaksiyoner ve seküler milliyetçilik” olarak tanımlamakta; bu tanım, hem savunma mekanizması niteliği taşıyan millî kimlik vurgusunu hem de geleneksel dini-muhafazakâr referanslardan kopuşu ifade etmektedir.
Üniversite ve lise ortamlarında gözlemlenen yoğun siyasallaşma, gençleri iki uç kutba yöneltmektedir: seküler-Kemalist milliyetçilik ve sosyalist mücadele. Bu kutuplaşma, geleneksel milliyetçiliğin hegemonik konumunu zayıflatırken, yeni ve daha radikal biçimlerin yükselişine zemin hazırlamaktadır. Ampirik olarak, Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün Ekim 2025’te yayımladığı Türkiye’nin Milliyetçilik Haritası araştırması, Türkiye genelinde nüfusun %73,4’ünün kendisini “çok milliyetçi” veya “milliyetçi” olarak tanımladığını ortaya koymuştur. Bu yüksek oran, gençlikteki duygusal-refleksif milliyetçiliğin genel toplumsal zeminiyle örtüştüğünü işaret eder.
Türkiye’de Milliyetçiliğin Üç Biçimi Dinçarslan (2025), Türkiye’deki milliyetçiliği üç ayrı eksende sınıflandırmaktadır:
- Geleneksel milliyetçilik (MHP ekseni): Tarihsel olarak Ülkücü hareketle özdeşleşmiş, Türk-İslam sentezine yakın, kurumsal ve örgütlü bir yapıya sahiptir.
- Yeni milliyetçilik (İYİ Parti ekseni): Sosyolojik dönüşümle (kentlileşme, eğitim artışı, sekülerleşme eğilimleri) ortaya çıkan bu akım, daha rasyonel ve objektif çözüm arayışlarına odaklanır.
- Üçüncü dalga milliyetçilik (radikal ve duygusal milliyetçilik): En yeni ve genç nesille özdeşleşen bu tip, rasyonel analizden ziyade duygusal reflekslere dayanır. Pandemi izolasyonu, ekonomik kriz ve gelecek kaygıları, gençlerde millî kimliği bir “savunma kalkanı” haline getirmiştir. Dinçarslan’a göre, gençler “elde tutunabilecekleri tek varlık milli kimlikleri” olarak görmekte ve bu kimliği reaksiyoner bir kalkan şeklinde kullanmaktadır. Bu dalga, diğer ikisinden daha “radikal” ve duygusal niteliktedir.
Z Kuşağı’nın Sosyo-Psikolojik Dinamikleri ve Ampirik Bulgular Z kuşağı, pandemi sürecinde sosyalleşme fırsatlarının kısıtlanması, yüksek işsizlik ve ekonomik güvencesizlik nedeniyle “gençliğini yitirdiğini” düşünen bir nesildir. Bu koşullar altında milliyetçilik, bireysel ve kolektif kayıplara karşı duygusal bir telafi mekanizması işlevi görmektedir. Üniversite öğrencilerinin ifadelerinde sıkça vurgulanan “reaksiyoner ve seküler milliyetçilik”, mevcut statükoya tepkiyi ve Kemalist seküler değerlerle bütünleşen ulusal kimlik arayışını yansıtmaktadır.
Ampirik veriler bu eğilimi desteklemektedir:
- Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün 2025 araştırması, genel nüfusta milliyetçilik oranının %73,4’e ulaştığını gösterirken, gençlik kesiminde bu duygusal boyutun daha belirgin olduğunu ima eder.
- İstanbul Gençlik Araştırmaları Merkezi’nin 2024-2025 araştırması (“Milliyetçi Dönüşüm ve Genç Yüzleri”), sosyal medya analizleri ve görüşmelerle yeni nesil milliyetçiliğin MHP-Ülkücülük hattından büyük oranda farklılaştığını doğrulamaktadır.
- CORE Araştırma Enstitüsü’nün Kasım 2025 gençlik araştırması, gençlerde milliyetçilikle ilişkili “ırkçılık norm dışı, ayrımcılık yüksek” eğilimlere işaret ederken, duygusal ve reaksiyoner karakteri vurgular.
- Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi’nde 2025’te tamamlanan yüksek lisans tezi (Hilal Çolpan Demiray), sosyal medyanın Z kuşağında Türk milliyetçiliği algısını güçlendirdiğini; ancak bu etkinin demografik değişkenlerden bağımsız olarak duygusal ve reaksiyoner bir karakter taşıdığını ortaya koymuştur.
- MLS Araştırma’nın Ocak 2026 anketi (2025 sonu verileriyle), Z kuşağında milliyetçi söylemlerin (örneğin Ümit Özdağ’ın %13,2 beğeni oranı) yükseldiğini gösterir.
Bu üçüncü dalga, geleneksel milliyetçiliğin örgütlü yapısından ve İYİ Parti’nin kurumsal seküler milliyetçiliğinden farklı olarak, daha spontane, duygusal ve radikal bir karakter taşır. Sosyal medya ve dijital ağlar üzerinden hızla yayılan bu akım, gençler arasında “Türk’ün öz yurdunda ezildiği” algısını pekiştirmekte ve seküler-Kemalist çizgiyi güçlendirmektedir.
Sonuç Türkiye’de milliyetçiliğin geçirdiği dönüşüm, sosyolojik temelli bir kırılmanın ürünüdür. Geleneksel, yeni ve üçüncü dalga biçimleri arasındaki ayrım, genç neslin siyasal tercihlerini doğrudan etkilemektedir. Z kuşağının yükselen reaksiyoner-seküler milliyetçiliği, rasyonel politik programlardan ziyade duygusal savunma reflekslerine dayandığından, uzun vadede siyasal kutuplaşmayı derinleştirebilir. Ampirik veriler (özellikle 2025 tarihli milliyetçilik haritası ve gençlik araştırmaları), bu dinamiklerin genel toplumsal zeminde güçlü bir karşılık bulduğunu göstermektedir. Bu olgunun daha sistematik ve longitudinal ampirik araştırmalarla incelenmesi, Türkiye’deki gençlik siyasetinin geleceğini anlamak açısından kritik önem taşımaktadır.
Kaynakça
- BBC Türkçe. (1 Aralık 2025). “Gençler arasında yükselen ‘yeni nesil milliyetçilik’ hakkında ne biliyoruz?”
- Dinçarslan, B. (2025). Seküler Milliyetçilik (kitap serisi ve BBC röportajı).
- Toplum Çalışmaları Enstitüsü. (Ekim 2025). Türkiye’nin Milliyetçilik Haritası – Toplum 2025.
- İstanbul Gençlik Araştırmaları Merkezi. (Nisan 2025). Milliyetçi Dönüşüm ve Genç Yüzleri.
- CORE Araştırma Enstitüsü. (Kasım 2025). Gençlik Araştırması.
- Demiray, H. Ç. (2025). Türk Milliyetçiliği Algısına Sosyal Medya Etkisi: Z Kuşağı Üzerine Bir Araştırma (Yüksek Lisans Tezi, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi).
- Gazete İlke. (22 Aralık 2025). Z Kuşağı’nda Siyasi Eğilimler.
- T24 & diğer medya kaynakları (2025). İlgili haber ve analizler.

Şimdiki zevkuşağının belirli bir görüşleri ve ideolojileri yoktur şu anki iktidara düşman olmalarının sebebi becereceklerinden Doğan ekonomik sebepleridir eski kuşak ideolojisine göre oy verir sağ sol ve o benzeri der Ama bize kuşağındaki bu ideolojiler yok Herkes kendi kafasına göre takılır ve ve kendisini düşünür dediğim gibi kapitalizmin kölesidirler kapitalist sisteminin tam olarak istediği elemanlardırlar ekonomistler ve turizmciler tarafından bir oraya bir buraya sürüklenirler saygı yok kimse saygı gösteremezler her şeyin en iyisini onlar bilirler gelişime bak bakış açıları çok düşük tek bildikleri
Eleştiri için teşekkür ederiz başkanım.