Kalbine Dürüstlük Ektik mi, Çocuğum?
Bir gün gelecek, sen büyüyeceksin. Bir gün birinin gözlerinin içine bakıp “Sana yalan söyleyemem” diyeceksin. İşte o gün, ben gökyüzüne bakıp içimden sessizce “Teşekkür ederim” diyeceğim. Çünkü o anda senin içinde taşıdığın cesaret, yıllar önce evimizin dört duvarı arasında, bir anne-babanın titreyen kalbiyle ektiği minicik bir tohum olacak.
Çocuklar yalan söylemez, çocuklar yalnızca korkarlar. Korkarlar sevilmeyeceklerinden. Korkarlar bağırılacağından, utandırılacaklarından, küçümseneceklerinden. Küçücük kalpleri, “Doğruyu söylersem beni bırakırlar” diye çırpınır. Ve biz büyükler, fark etmeden o çırpınışı bir “yalan” olarak damgalarız. Oysa o yalan, çocuğun “Beni yine de sev” diye attığı sessiz bir çığlıktır.
Ben de korktum bir zamanlar. Annemin “Kim kırdı bunu?” sorusuna “Bilmiyorum” dediğimde, aslında kırık vazonun değil, kalbimin kırılacağından korkmuştum. O gün öğrendim ki, cezadan daha ağır gelen şey, sevdiğin insanın gözlerinde gördüğün hayal kırıklığıymış.
Şimdi bir annenin/babanın gözleriyle bakıyorum hayata. Ve biliyorum ki dürüstlük, öğütle değil, sarılmayla öğretilir.
Çocuğum bir hata yaptığında, önce diz çöküp göz hizasına geliyorum. Öfke yerine sessiz bir kucak açıyorum. “Anlat bana,” diyorum titreyen sesimle, “Ne kadar zor olursa olsun, seninle her gerçeğin üstesinden geliriz. Çünkü ben seni hata yaptığın için değil, sen olduğun için seviyorum.”
O an gözlerindeki korku yavaş yavaş eriyor. Ve bir mucize oluyor: Küçücük bir insan, koskoca bir doğruyu söyleyebiliyor. İşte o an, dünya biraz daha güzel bir yer oluyor.
Sevgili anne, sevgili baba… Lütfen unutma: Sen telefonda “Şu an müsait değilim” dediğinde, Sen market kasiyerine “Üstü kalsın” dediğinde, Sen “Bir şey olmadı, iyiyim” dediğinde gözlerini kaçırarak… Bir çift küçük göz seni izliyor. Ve o gözler seninle birlikte “Bazen yalan söylemek normal” diye öğreniyor.
Oysa biz başka bir şey öğretebiliriz: “Ne olursa olsun, birbirimize gerçeği borçluyuz.”
Çünkü gerçek, bazen acıtabilir. Ama yalan, hep kanatır.
Bir gün gelecek, çocuğun büyüyecek. Bir gün birinin kalbine dokunacak. Ve o gün, o kalbin içinde bizim evde öğrendiği tek bir cümle yankılanacak:
“Sana yalan söyleyemem… Çünkü annem/babam bana, gerçeğin her zaman kucaklanacak kadar değerli olduğunu öğretti.”
İşte o gün, gözyaşlarımı saklamadan ağlayacağım. Çünkü anlayacağım ki, en güzel miras, altın değil, evlat değil… Evladın içinde taşıdığı tertemiz bir vicdanmış.
Dürüst olalım ki, çocuklarımız yarın kimsenin gözünün içine bakarken utanmasın. Dürüst olalım ki, onların kalbine ektiğimiz tohum, bir gün bütün dünyayı gölgeleyecek koca bir çınar olsun.
Sana yalan söylemeyeceğim, sen de bana söyleme… Söz mü, yavrum?
Sevginin en büyük ispatı dürüstlüktür. Sevgiyle, hep sevgiyle kalın.

YORUMLAR